15 Eylül 2017 Cuma

Kabus Başlamıştı...

           


nasıl atlatırım, depersonalızasyon nasıl gecer




                 Sabah olmuştu ama benim için ''hayır'' mıydı tabi ki değildi. Hemen  bir sakinleştirici alarak bu hastalığı atlatabileceğimi düşünmüştüm herhalde... Gözümü açar açmaz sanki bedenim havadaymış gibi hissettim .Evet, sanki ruhum bedenimden ayrı ve adeta kendimi izliyordum yine aynı dehşeti yaşadım.Ellerime baktım, koşup aynada kendime baktım yine aynı dehşet. Aklımı oynatacağım, her şey garip...Neredeyim ben, burada ne işim vardı; bu ev, bu adam, bu dünya...Her şey garipleşmiş ve ben sanki bir rüyanın içindeyim. Hem korkudan hem de bulunduğum durumun acısından olsa gerek ağlamaya başladım ama öyle böyle bir ağlama değil. Hıçkıra hıçkıra ağlıyor ne oluyor bana diye avaz avaz bağırıyordum. Eşim bir yandan beni sakinleştirmeye çalışıyor bir yandan ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. ''Yokum ben ,hissetmiyorum, bu ben değilim , bu vücut benim değil'' dediğimi hatırlıyorum, sonra nasıl ağladıysam fenalaşmışım ve sürekli her şey rüya ben yokum diyor muşum.Trajedik değil mi ? Kaç kişi daha birinden ben yokum rüyadayız lafını duymuştur ki. Bu hastalık zor bu hastalığı anlamak ve anlatmak daha zor. Yaşayanlar bilir ; birine bi yerim ağrıyor dersin anlar yada depresyondayım panik atak geçiriyorum dersin tamam der ama ben depersonalizasyon oldum yada kendime yabancılaştım derseniz size çok garip bir şekilde bakıldığını hissedebilirsiniz. Hatta bi keresinde kardeşimin benim durumumu anneme anlatırken ki konuşmasına şaht oldum güler misin ağlar mısın ?

          
             Annem     :   Nesi varmış, niye ağlıyor bu yine ?
             Kardesim :   Yabancı mıymış , ben ben değilim falan diyor.
             Annem     :   Vay benim görüp göreceklerimmmm !!! Kafayı mı yedi bu kız Allah'ımmm


             Ve o günden sonra benim bitmek bilmeyen çilem başlamıştı. Her günüm sabah ruhumun bedenimden ayrılmasıyla başlayıp, fenalaşıp kriz geçirip sakinleşmemle son buluyordu .  Ha bu arada işe falan gidemiyordum , bırakın işe gitmeyi insan içine çıkamıyordum. Çünkü insanlar garip geliyordu bana. Eşim, annem ,kardeşim tanıdığım herkes bana yabancı geliyordu. Sanki bu dünyaya yeni gelmişim , sanki beynim bom boş hiç birşey bilmiyorum gibiydim. Bu yüzden bi süre geçene kadar ki bence hadi taş patlasın bir ay sürecekti o zamana kadar izin kullanmayı tercih ettim. Bu arada kontrollere gidiyordum ama her hangi bir değişim yoktu. Halen rüyadayım, halen her şey flu ve garip , halen kendime ve her şeye yabancıyım. Aklımda bitmek tükenmek bilmeyen deli sorular. Dünya ne ,niye varız, bu insanlar ne yapıyor, ya her şey rüyaysa ben neyim ? Evet ciddi anlamda benlik kavramına takmış durumdaydım. Ben kelimesi bana o kadar garip geliyordu ki var olmak ne demekti ben var mıydım nasıl varım gibi aklımı oynattığımı düşündüren binlerce soruyla cebelleşiyordum. 


Günler böyle devam ederken ben evden , odadan çıkmayan çıkamayan biine dönüşmüştüm. Ne kimseyi görmek istiyorum ne odamdan çıkmak. Tek istediğim şey uyumaktı. Uyumak ve bu durum geçene kadar uyanmamak tabi geçecekse... Bunun böyle devam etmesine daha fazla tahammül edemeyen eşimle başka doktorlar araştırmaya karar verdik. Her gittiğim doktor bana aynı şeyi söylüyordu : ''Zamana bırakın , stresten uzak durun, stres yaptıkça iyi olmanız gecikecek , aklınıza bir şey olmuyor...''  Ama ben ikna olamıyordum Takma demesi kolaydı. Nasıl neyi zamana bırakacaktım ki. Bu hiç bir şeye benzemiyordu. Ben diye bir şey yoktu artık. Ruhum sanki yok gibi hissizdim. Sanki ruhum benden ayrılmış ve ben sadece bir et yığını olarak kalakalmıştım. Beynim uyuşuk gibiydi. Ne yediğimden içtiğimden bir şey anlıyordum ne de yaşadığımdan... Bir hayat vardı herkesin yaşadığı , eğlendiği, gülüp konuştuğu ama onlara baktıkça sinirlerim daha da bozuluyordu. Onların gülüşleri bile o kadar anlamsızdı ki ben sanki hep aynıydım, hep böyle. Çünkü nerdeyse gülmeyi unutacaktım. 


          Her geçen gün daha farklı şeyler yaşamaya başlamıştım. Algım sanki yoktu artık. Karşımda biri konuşuyor onu duyuyorum ama anlamıyorum yok , sanki beynim iflas etmiş gibi. Ne düşünebiliyorum , ne odaklanabiliyorum ne de doğru dürüst konuşabiliyorum. Aklıma kelimeler gelmiyor o kadar beynim boşalmış gibi. Çıldırmanın eşiğindeyim. Acıyorum sadece acıyorum kendime. Ne durumlara düşmüştüm artık hayatım bitmişti ve ben bir daha asla eskisi gibi olamayacaktım. Her günüm ruhumdan ayrı hissiz geçiyor bu arada işe gidiyorum orda tekrar fenalaşıp hastaneye götürülüyorum ;  insanlar o kadar ki garip geliyor, beni dehşete düşürüyordu. Artık o kadar canıma taketmişti ki bu kadar acıya artık dayanamayacağıma ve hayatıma son vermeye karar verdim!!!! Evet benim gibi hayatı seven, deli dolu bir kız şimdi pasif, pısırık, asosyal hissiz biri olup çıkıvermişti. Bu ben değildim ki... Bu her gün yaşadığım kişi ben değildim , bn bu kişiliğ kabul edemezdim. O yüzden yaşamamın da anlamı yoktu. İlaçlarımı aldım elime sanki hepsini içersem derin bir uykuya dalacaktım ve tüm bu acılar sona erecekti. Göz yaşları içinde ölürsem ne olacağını düşünmeye başladım: İlk önce annem geldi aklıma ; başımda haykırışları.. Sonra sırasıyla babam, kardesim , eşim , sevdiklerim... Onlara bu acıyı yaşatmaya hakkım var mıydı? Ve kendimi cansız bedenimle kapkara bir toprağın içinde hayal ettim. Ürperdim... Hayır , zamanı değildi , bunu istemiyordum, böyle bitmemeliydi.Daha yaşayacak zamanlarım vardı benim, hayallerim...Burda bırakmak istemiyordum. İyi olmalıydım ben düzelmeliydim.Ve eskiden içim sıkıldığında üzüldüğümde babaannemin bana söylediği bir söz aklıma geldi. Her darlıkla birlikte bir kolaylık vardır.... Belki o kolaylık biraz sabredersem gelecekti. Bıraktım elimdekileri ve kendimi mutlu olduğum tek yerin yatağımın kollarına bıraktım...
         



https://youtu.be/Fkqfl4FV9nw youtube kanalımdan paylasimlarimi izleyebilirsiniz...

1 yorum:

  1. Şuan yaşadıklarını okudukça beni görüyorum.Benim hislerimin dışa yansıması gibisiniz resmen.Tek farkımız siz bunu çok sukur atlatmışsınız ben ise halen yaşıyorum 😣

    YanıtlaSil