17 Eylül 2017 Pazar

Başarıya Doğru

yabancılaşmak,depersonalizasyon



              Artık hastalığımı iyice tanımış ve nasıl davranmam gerektiğini de iyice anlamıştım. Ondan korkmayacaktım , bunun bir gün geldiği gibi gideceğine inanmıştım. Aşacaktım , pes etmeyecektim. Bunun için hemen harekete geçtim: Haftaya işe başlayacak olmamdan dolayı biraz provaya ihtiyacım vardı. Topluluğa karışmalıydım. İlk deneyimim pek iyi olmammıştı ama artık ne yapmam gerektiğini biliyordum. Hazırlanıp yabancılaşma hissederk eve kaçtığım o kafeye tekrar gitim. Korkmayacaktım. Ordakiler de benim gibi insandı. Hem En kötüsü ne olacaktı ki? Hiç bir şey yokmuş gibi derin bir nefes alarak içeri girdim. Evet bu sefer daha rahattım. Bu sefer en kuytu yere değil en göz önünde yer bulmuştum kendime. Kararlıydım, bunu aşacaktım. Kendime yine bir kahve söyleyerek oturmaya başladım. İç sesim beni rahatsız etmek için uğraşıyordu. Şunu da belirteyim bizim en büyük düşmanımız iç sesimizdir.O hep olumsuz şeyler fısıldar kulağımıza. Ona kulak asarsak aslı astarı olmayan şeylere inanıp kendimizi huzursuz ederiz. İşte şu anda iç sesim yabancılaşacaksın , fenalaşacaksın, bayılırsın demeye başlamıştı. Ben her defasında ona  ve iş birlikçisi o köpeğe kulak vermiş ve onların dediği gibi hissetmeye başlamıştım. Bu nasıl mı oluyor ? Bilinçaltımızın neler başarabileceğini, hasta değilken bizi hasta edebileceğini bilmiyorsanız eğer şu videoda bilinçaltının gücünü dinleyebilirsiniz.

          Bu kez ona kulak asmayacaktım. Onu duymayacaktım. Başka şeylerle meşgul olmaya başladım. Getirdiğim kitabımı okumaya başladım ve dikkatimi ona verdim. Bir süre sonra yine düşüncelere daldım ve sanki yabancılaşmaya başlıyordum. Olsun dedim En kötüsü ne olcaktı ki? Benim hassas noktamı bulmuş ve başımda havlayıp duruyordu. Onu duymayacaktım. Bayılırsam bayılayım diye düşündüm oralı olmayarak ve kahvemi yudumladım. İşte, hiç bir şey olmuyordu belki yabancılık vardı her şey garipti ama fenalaşmıyordum. Demek ki bu benim elimdeydi. Ben her defasında fenalaşacaksın diyerek bilinçaltıma bunu endekslemiştim ve doğal olarak kalabalığa girince fenalaşıyordum. İşte o zinciri kırmıştım. Her şey garip olsa da burdaydım, yaşıyordum ve ben de herkes kadar vardım...

     


   Artık her gün değişik kafelere giderek oturuyor, avm leri dolaşıp kalabalığa karışıyordum. Artık korkumu aşmıştım. Her gün dışarı çıkıp yürüyordum. Kişisel gelişim kitapları alıp okumaya başladım, anlamasam da odaklanamasam da filmler izlemeye başladım gerekirse tekrar tekrar izledim. Bu arada beslenmeme de oldukça dikkat ettim. Bol bol omega aldım, her gün ceviz yedim, B vitamini ve D vitamini iğnelerini yaptırmaya başladım. Bunlar depresif durumda olanlarda düşük oluyor ve eksikliği de anksiyeteye sebep oluyor. Kısacası beni strese sokan her şey den uzak kalıp kendimi mutlu edecek şeyler yaptım. Sorunları geride bıraktım. Geçmiş geçmişte kalmıştı. Bu gün vardı ve ben daha fazla geçmişe takılıp şu anımı mahvetmek istemiyordum. Bol bol kalabalığa karıştım, insanlarla bir araya geldim burada bir parantez açmak istiyorum bu konuda çok zorladım belki en zor kısmıydı. Algılarım kapalı olduğundan diyalog kuramıyor heyecan yapıyordum. O fluluk hep vardı, rüyada hissi geçmemişti ama bunun sadece his olduğuna inanarak onu artık takmadan hayatıma devam ediyordum. En zor olanı diyalog kurmaktı ben inadına bunu yaptım ve her defasında bu korkumun da azaldığını ve daha rahat olduğumdan yabancılaşmanın minimuma indiğini gördüm. 


      Kontrolü ele almıştım. Yabancılaşma hissini denetleyebiliyordum. Kriz geçirmiyor ve fenalaşmıyordum, kalabalıklardan korkmuyordum. Her geçen gün iyiye gidiyordum. Bayağı yol almıştım. İç sıkıntılarım azalmış, eskisi gibi mutlu olabiliyordum. Artık kendime, ellerime, yüzüme yabancı değildim. Ancak çevre,insanlar halen garip, algım ise kapalıydı. Seri bir şekilde konuşamıyor , diyalog kurmakda zorlanıyordum. Ama gidişattan memnundum, ilk halimi düşünürsek... Bu arada seanslara devam ediyordum. Çok iyi ilerleme kaydettiğimi ve zamanla diğer şikeyetlerimin de azalıp biteceğini söylüyordu, Bilgin Hanım inanıyordum. Artık köpeğin havlamaları azalmış, beni rahat bırakmaya başlamıştı. Ha bu arada işe de başladım. İlk gün bayağı heyecan yapsam da kafede ki gibi kendimi denetlemeyi öğrenmiştim. Nede olsa kontrol artık bendeydi. Biliyordum güzel günler yakındı hem de çok yakın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder